Bir de faturaya bakıyorsunuz: %15 ile %30 arasında komisyon
Ekşi Sözlük'te paylaşan bir restoran sahibi bunu çok net özetledi: "300 TL'lik siparişin en az 125 TL'si platforma gidiyor." Yani bir müşterinin kapınıza ödediği her 3 TL'nin 1 TL'sini siz göremiyorsunuz.
Geleneksel sadakat programları kağıt kartlarla yürütülürdü. "10 damga topla, 11. kahve bedava." Hâlâ kullananlar var. Ama bu kartlar çantada kaybolur, evde unutulur. Ve en önemlisi: size hiçbir şey söylemez. Kim geldi? Ne sipariş etti? En son ne zaman uğradı? Hiçbir fikriniz yok.
"Sizi özledik. Sizi bekleyen bir San Sebastian var."
İşte sadakat programı tam olarak bunu yapıyor: size ait, size bağlı, sizinle iletişim kurulabilen bir müşteri topluluğu inşa ediyor
80'den fazla ülkede aktif — Türkiye dahil, siz de muhtemelen bu kartı telefonda taşıyorsunuz. Sadece Amerika'da 35,5 milyon aktif üye. Şirketin toplam satışlarının %57'si sadakat programı üyelerinden geliyor. Üyeler, üye olmayanlara kıyasla Starbucks'ı 5,6 kat daha sık ziyaret ediyor.
"8 öğle menüsü al, 1 tanesi bizden"
"Lykke'ye geliyorsam Social Club üyesiyim"
Kime uyar: Ortalama sepet tutarı değişken, yüksek harcamalı müşteri kitlesi olan mekânlar. Büyük harcamayı ödüllendirdiği için sepet ortalamasını yukarı çeker. Aromania'nın VIP sistemi bu mantık üzerine kurulu.
Kime uyar: Gelirin büyük bölümünün küçük bir "çekirdek müşteri" grubundan geldiği işletmeler. Bu grubu görünür kılmak ve özel hissettirmek, kaybı önlemenin en etkili yoludur.
Kime uyar: Güçlü bir marka kimliği inşa etmek isteyen, genç ve bağlantılı kitleye hitap eden kafeler. McKinsey verilerine göre 18–35 yaş grubunun %78'i bir topluluğu olan markaları tercih ediyor. Lykke Coffee bu türün en iyi örneklerinden biri.
Boostfeel hakkında daha fazla bilgi almak veya işletmenize özel bir demo görmek için boostfeel.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz — ilk iki hafta ücretsiz.